Faşist Türk devletinin Efrin’i işgal girişimine karşı kahramanca savaşan Sinan Ateş (Emre Bora) yoldaşımız, siperi başında toprağa düştü.

Sinan yoldaş, Partimizin, Deniz’lerden başlayan, İmam Ateş, Mustafa Çetiner ve Cevat Saim Çelen (Teğmen Ali) yoldaşlarla devam eden enteryasyonalist savaşçı geleneğinin yeni bir örneği oldu. O, dün Filistin, bugün Kürdistan, yarın başka toprakların ezilen halkları için savaşan, savaşacak kahramanlar kuşağına ait “yeni insan”dır. O, sınıfsız ve sınırsız bir dünya için, insanın yüceldiği, tüm zincirlerinden kurtulup özgürleştiği bir toplumsal düzen için savaşan bir kahraman olarak yaşadı ve bir kahraman olarak toprağa düştü.

Sinan yoldaş, ne için yaşadığını, ne için savaştığını bilen bir Leninistti. Partiye bıraktığı mektupta Sinan yoldaş bu bilincini, “Leninist bir savaşçı olarak partimizin verdiği bu onurlu görevde sıra neferlerinin arasında yerimi almak beni onurlandırıyor ve heyecanlandırıyor. ..ben üzerime düşen görevleri leninistçe yerine getireceğim” sözleriyle yansıtıyordu. Yaşamını, “halklarımıza ve Partiye adamış”tı.

 Günümüzde insanlık tarihi büyük alt-üst oluşlar çağına girmiştir. Dünya çapındaki gelişmelerin hızı başdöndürücü. Bu, on yıllık gelişmelerin artık aylara, haftalara hatta günlere sığdığı bir “kısa tarih” dönemidir. Dünya yüzeyinde, Latin Amerika’dan Avrupa’ya; Asya’dan Afrika’ya kadar insanlığı kıtadan kıtaya, ülkeden ülkeye savuran bir fırtına esiyor.

Egemen sınıflara, burjuvaziye, kapitalist topluma karşı ayaklanmalar, isyanlar, iç savaşlar, çayışmalar, grevler ve geniş çaplı devrimci kitle eylemleri bütün yer yüzüne yayılmış durumda. Bütün bunlar, insanlığın, tarihsel gelişmenin bir “yeni evre”sine girdiğini gösteriyor. Bir toplumsal devrimler çağı, büyük alt-üst oluşlar çağı başlamıştır. Nasıl ki, tarihsel gelişmenin merdiveninde ilkel komünal toplum yerini köleci topluma; köleci toplum feodal topluma; feodal toplum kapitalist topluma bıraktıysa kapitalist toplum da şimdi yerini sosyalist topluma bırakıyor; insanlık, kapitalist üretim biçimini tarihe gömerek yeni ve daha ileri, sınıfsız ve sınırsız bir dünyaya geçişin sancılarını yaşıyor.

İşçiler;

Aylardır geliyorum diyen ve Partimizin defalarca işaret ettiği ekonomik bunalımın yeni bir kriz dalgası artık kıyıları dövmeye başladı. Tekelci kapitalist ekonomi iflas sürecine girmiştir: Türkiye iflas ediyor.

Bu coğrafyada mücadele hep en genç ve atılgan olanlarımızın omuzlarında yükseldi. Dönüp THKO gerillalarına baktığımızda gençliğin o dinmez coşkusunu bugün dahi hissedebiliyoruz. 13 Mart savaşçısı TKEP üyesi üç yiğit genç işçi İbrahim Ethem Coşkun, Necati Vardar, Seyit Konuk devrim ırmağının bu kesitinde faşist cunta tarafından 13 Mart 1982’de idam edildiler. Devrim mücadelesi bedeli canla, kanla , cüretle ödenen destansı bir şiir.

TKEP’in üç genç militan işçisi sonradan 13 Mart GKB’nin (Genç Komünistler Birliği) adı ve ruhu oldular. Yine bir 13 MART sabahı Taylan Demircioğlu (Kenan Aktaş) yoldaşımızın Efrin siperlerinde dövüşerek ölümsüzleştiği haberini aldık. Kendi halkının özgürlük mücadelesinde komünist bir özveriyle yer aldı Taylan yoldaş. Düşündüğü gibi yaşadı, sırada sıramızda, yanıbaşımızda çelikten bir neferdi. Kavgaya atıldığında daha çocuk yaşlarda idi. Lakin olgunluğu, aklının büyüklüğü, öğrenme tutkusu ve bitmek bilmeyen sorgulayan yönü çok genç yaşlarda onu en ileri çıkardı.Tıpkı bolşeviklerin Sverdlovu gibiydi. Sverdlovumuzdu.